Turquality-from turkey.com


Turquality-from turkey.com


Turquality-from turkey.com


Turquality-from turkey.com

NEDİR ?

TEBLİĞ

TARİHÇESİ

BASINDAN İLETİŞİM
                                                                                   

S. TAŞPINAR - RADİKAL


Yazar, Turquality Projesi'nden bahsediyor. Bu çapsızlık, bu ahmaklık, bu dangozluk, bu beceriksizlik, bu plan ve projesizlik bu millete yakışıyor mu ? Hem de en üst sayılan seviyede, hükumet ve bakanlık seviyesinde ?

Beceriksizliği, çapsızlığı, aymazlığı, öz varlığından kopup gidişin, Büyük Ailesizliğin, plan, projesizliğin açmazını görmek için ibretle okuyunuz.

'İnsan beşer, beşer şaşar' demişler. Ama hatayı kabul etmek ve özür dilemek hiç değilse 'hafifletici sebep'. Ben de vicdan azabından kurtulmak için bugün bir itirafı yazacağım: İki yıldır "Türkiye'nin havaya uçurulan birkaç milyon doları" diye hep eleştirdiğim, iyi niyetli bir proje bile olsa, uygulaması tümüyle israf ve şahsi imaj parlatma operasyonuna döndüğü zannıyla, sebep olanların sık sık kulaklarını çınlattığım 'Turquality' kampanyasına dair günah çıkaracağım. Dünyayı bilmem ama bu proje Rusya'da amacına ulaşmıştır. Sebebini anlatacağım:

"Belirli standartları yakalamış Türk markalarının uluslararası pazarlarda kalite imajını güçlendirmek ve bilinirliğini artırmak." Projenin hem isim, hem de fikir babası olan Bakan Tüzmen, 16 Aralık 2004'te 'başlama vuruşunu' Moskova'daki fiyakalı bir kokteylle yaparken, amacı böyle açıklamıştı. Ancak projenin uygulamasının aceleye getirildiği her halinden belliydi.

Radikal'de 'Türk'e Türk Turqality'si' başlığıyla 'o geceyi' yazmıştım:
"Maksat, Türkiye'yi tüm dünyada 'marka' yapacak 'Turquality' imaj kampanyasını başlatmaktı. Hesapta Rusya'nın en önemli medya mensupları, PR'cıları, tekstil ve deri sektörünün devleri, velhasılı '400 en mühim Rus' davetliydi. En gösterişli salon kiralanmış, en pahalı yemekler ayarlanmış, en gözde şarkıcı (Sertab Erener) getirilmiş, en büyük bütçe ayrılmıştı. Sonuç ne mi oldu? Rusların parmakla sayıldığı, salonu Türklerin doldurduğu bir gecede kendimiz çaldık, kendimiz oynadık. Yine Türk'e Türk propagandası yaptık." Eleştiriye pek tahammülümüz olmadığı, o yazıdan sonra bir kez daha teyit oldu, o ayrı bir hikâye... Bizzat DTM İhracat Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Ziya Altunyıldız, sadece o gecenin maliyetinin 250-300 bin dolar arasında olduğunu, Rusya'da bilboard'lar, yazılı medya ile 6 televizyon kanalındaki reklamlar için de 1 milyon 200 bin dolar harcandığını gazetecilere söylemişti. Ama Rusya'da ne o geceden, ne de yapılan reklamlardan bir iz kalmadı. Reklamları ya kimse görmemişti, ya da gören birşey anlamamıştı. Objektif olmak için 'Rus' arkadaşlarımızın önüne, 'Rus' gazetelerinde 'Rusça' basılan reklam metinlerini koyuyorduk, ama onlar da mesajı-ürünü-maksadı anlamadan suratımıza bakıyorlardı. Görüntü, Turquality'nin Rusya'da başlamadan bittiğiydi. Artik kervanın yolda düzelmesi ve o kadar emek-para harcanan projenin bundan sonra hayırlara vesile olması için dua etmekten başka çaremiz yoktu.

Üstünden iki yıl geçti. Mevzu küllenir gibi oldu. Turquality rüzgâr bile olamadan, hafif bir meltem gibi Moskova'dan geçip gitti sanıyorduk. Yanıldığımızı anladık. Bu işten somut fayda sağlayan ikinci bir Türk vatandaşı olduğunu gözyaşları içinde öğrendik.

Adı Sait Çakmak'tı. Moskova'da ev tekstili işi yapan akıllı bir Türk işadamıydı. Tam da 'Turquality' diye davullar çalınırken, www.turquality.ru web sitesini kendi adına tescil ettirmişti. Her şey o kadar apar topar olmuştu ki, kampanyanın sadece lansmanı için bir çırpıda 1.5 milyon doları gözden çıkaranlar, bu devirde site adını tescil etmeyi akıllarına getirememişlerdi! Sait Çakmak, hem de Turquality logosunu ve rengini aynen kullanarak aslanlar gibi sitesini kurmuş ve tekstil ürünleri satışına başlamıştı bile! Hukuken yapacak bir şey yoktu ve yapılamadı da. Sonuçta koca 'Turquality' kampanyası hiç değilse Rusya'da bir Türk vatandaşının işine yaramıştı. Hem canım, o işadamının sattığı da yine Türk tekstiliydi, o kadar para boşa gitmiş sayılmazdı! Öyle değil mi?

Not:Bakanlığın projesinin adı ilkten TURQUALITY-FROM TURKEY İDİ O ZAMAN  TURQUALITYFROMTURKEY.com İSMİNİ ALDILAR İTKİB ÜSTÜNE DAHA SONRA BEDAVAYA ALDIKLARINI SÖYLEDİKLERİ www.turquality.com İSMİNE ONU BİLE YÖNLENDİRMEYİ BECEREMEDİLER HALA (20 HAZİRAN 2007 BAKALIM NE ZAMAN İSİM YÖNLERDİRMESİ YAPACAKLAR)


   ŞERMİN TOPÇU

Başka bir şey deseniz sayın Tüzmen

Deri Tanıtım Grubu'nun basın ilanları epeyce bir tartışmaya neden oldu. Yok efendim 'Türk derisinin Türk'e propagandası' filan diye. Ben ısrarla bu kampanyayı tartışmak için erken olduğunu düşünüyorum. Kampanya uluslararası boyuta taşındıktan sonra -ki ümit ederim bu boyut gerçekleşir, şanlı tarihimiz yerel boyutta kalıveren bu tip propagandalarla doludur- bakarız ne olacak.

Ancak, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'li 'derim' ilanı o kadar ilgimi çekti ki ele almazsam çatlarım. Tüzmen, 'Ben Turquality derim' diyor ilanda. Turquality denen icat, 15 tekstil markasının devlet eliyle markalaşması olarak tanımlanabilir. Tabi 'devlet eliyle markalaşma' nedir diye yabancı bir iletişim uzmanına anlatmaya kalkışırsanız biraz zor anlayacağı, hatta anlamayacağı kesin. 'Fikir fukarası' Türkiye'mizde -akıl fukarası diyemiyorum, akıl olmayınca fikir neylesin diye bir gerçek var- besbelli ki birisinin boş bulunup ortaya attığı Turquality projesi ile bugüne kadar markalaşmayı başaramayan Türk tekstil firmaları ışık hızıyla marka olacaktı. Ve bu ne yüce icattır ki bir 'kalite garantörü' logoyla her sorunumuz çözümleniverecekti. Türk tekstili hızla sınıf atlayıp, imaj değiştirecekti.

Bu konuda en iyi yorum Perakende Günleri'nde Ali Saydam'dan geldi. Projeyi ballandıra ballandıra anlatan Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracat Genel Müdür Yardımcısı Ziya Altunyaldız'a dönerek cevabı yapıştırdı: '
Üzmeyin güzel canınızı, bundan bi bok çıkmaz.'

Altunyaldız ise çareyi 'Katılmam gereken başka toplantı var' diyerek araziye uyum sağlamakta bulmuştu. Havanda su dövmek olarak özetlenebilecek bu proje, mal bulmuş mağribi gibi sahiplenilmişti ne ilginçtir.

  PROF. DR. AYDIN AYAYDIN

İhracatın patronları hesap bilmiyor
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)nin, son beş yıllık ihracat rakamlarının övgü ile yorumlanan tam sayfa ilanları dünkü gazetelerde yayınlandı. Bu ilanları kim hazırladı bilemiyorum, ancak belli ki alel acele bir şeyleri örtbas etmek için içeriği yanlış ve eksik hazırlanmış.
TİM' in gazetelere parasını ödeyerek verdiği ilanlarda, son dört yılda ihracatın yüzde 137 oranında artmış olmasından övgü ile bahsedilip, katkısı olanlara teşekkür ediliyor . İhracatın patronları, BAŞBAKAN Erdoğan'a şirin gözükme adına, bu ihracat artışının 4 yıllık AK Parti iktidarı döneminde gerçekleştiğini vurgulamaya çalışıyor. Ancak ilanda belirtilen ihracat artış oranı 4 yıllık değil, 5 yıllık orandır. Yani Ecevit dönemine rastlayan 2002 yılı ihracat rakamları da yer alıyor. O zaman ilanın altına Başbakan Erdoğan'ın isminin yanına 57. Hükümetin Başbakanı Bülent Ecevit'i de ilave etmeleri gerekiyor.
İlanda belirtilen rakamlar doğru değil. Türkiye'nin ihracatı son dört yılda yüzde 137 değil, yüzde 80 oranında artmış. 2003 yılının ihracat rakamı 47.8 milyar dolar, 2006 verilerine bakıyorum ihracat rakamı 86.0 milyar dolar. Demek ki, 2006 yılı ihracat tutarının 2003 yılı tutarına oranı yüzde 137 değil, yüzde 80'dir. Peki yüzde 137 oranını TİM nereden buldu? TİM, 2002 yılı ihracat tutarı olan 36.1 milyar doları de hesaba katarak yüzde 137 yi buldu. O zaman TİM 70 milyon Türk halkını yanlış bilgilendiriyor . Çünkü 2002 yılını hesaba dahil ettiğine göre 4 yıl değil, 5 yıllık ihracatın artışı yüzde 137 olarak belirtmesi gerekir. Bu kadar basit bir hesabı beceremeyen veya kasıtlı bu şekilde kullanan TİM Başkanı Satıcı ve Dış Ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in bundan böyle açıklayacağı rakamlara ne kadar güveneceğiz bilemiyorum.

TİM çırpındıkça batıyor
TİM bu ilana neden gerek gördü ve bu hatayı neden yaptı? Bana kalırsa, geçen hafta Sabah Gazetesi'nde gündeme getirdiğim Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen ve TİM Başkanı Oğuz Satıcı'nın Mısır gezisi haberi üzerine bu ilana gerek görüldü. Bakan Tüzmen ile TİM Başkanı Satıcı'nin 170 işadamı ile birlikte özel uçak tutarak gittiği Mısır'da ihracat yerine, tekstilcilerin Türkiye'deki fabrikalarını kapatıp veya ilave tesislerini, TİM Başkanı Oğuz Satıcı'nın Mısır'daki 2 milyon metrekarelik arazisine fabrikalarını taşımaya yönelikti. İhracattan sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ile ihracatın patronu TİM Başkanı Oğuz Satıcı'nın görevleri Türkiye'deki yatırım imkanlarını iyileştirmek. Onlar bunu yapacağına, Türkiye'deki fabrikalarını kapatarak, işçileri sokağa atıp, Mısır'daki Oğuz Satıcı'nın şirketine ait arsaları satıp, Türkiye yerine, Mısır'da istihdam yaratma girişimleri kamuoyunda tepki ile karşılanmıştı. Bu tepkileri unutturmak adına ihracata önem verdiklerini göstermek için alel acele yanlış hesaplarla ilan verdiler. Üstelik Başbakan Erdoğan'ı da yanlış bilgilendirmiş olacaklardır ki, ilanın altına Başbakan Erdoğan'ın da ismini koydular. Türkiye ihracatının özel sektör cephesinin üst organı olan TİM'in parasını verdiği ilanda Başbakan ve Bakan Tüzmen'in isminin yer alması çok tartışılacaktır.

İthalat rakamı nerede?
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ile TİM Başkanı Oğuz Satıcı'ya soruyorum. İkiniz de dış ticaretten sorumlusunuz. Dış ticaret sadece ihracat değil, aynı zamanda ithalatı da kapsıyor. Peki bu süreç içindeki ithalat rakamları nerede ? Bu rakamlar neden görmezlikten geliniyor? Dış Ticaretin patronlarının unuttuğu ithalat rakamlarını da ben vereyim. İhracatın (büyük çoğunluğu ithalata dayalı) 5 yıl içinde yüzde 137 oranında arttığı aynı dönemde, ithalatımız ise yüzde 160 oranında artmıştır . Yani ithalat, ihracattan daha fazla artıyor. İhracatı gören gözler bunu neden görmüyor? Dış ticaretin patronları Bakan Tüzmen ve TİM Başkanı Satıcı, acaba ithalatı kendi görevleri arasında görmüyorlar mı ki, gözleri sadece ihracatı görüyor? Kaldı ki, onu da yanlış görüyorlar. Bakan Tüzmen ve TİM Başkanı Oğuz Satıcı, yanlış hesaplarla hazırladıkları ilanların altına T.C. Başbakanı Recep Tayip Erdoğan'ın ismini de yazmaları çok daha vahim. Bakan Tüzmen ve TİM Başkanı Satıcı'nın bu şovlarına Başbakan Erdoğan'ın ismini de alet etmelerinin hesabını kim verecek merak ediyorum.

YUKARIDAKİ YAZI SAYIN PROF.DR. AYDIN AYAYDIN'IN SABAH GAZETESİNDEKİ YAZISINDAN ALINMIŞTIR
.

Şûrada konfeksiyoncu tekstilci kavgası çıktı

Tekstil Şûrası'nda Mısır'a Türk firmalarının yaptığı yatırımlar ve TÜTSİS başkanlık koltuğuna kimin oturacağı tartışması damgasını vurdu.

İstanbul Ticaret Odası'nda düzenlenen Tekstil Şûrası'na, tekstil ve konfeksiyon sektörünün liderlerinin tartışması damgasını vurdu. Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜTSİS) Başkanı Halit Narin, ihracatçıların öncülüğünde Mısır'da yapılan yatırımları ima ederek, tekstil sektörünün, ekmeğini çalışanın, çalıştıranın elinden alan, ticaretle geçinip yatırım yapmayan, başka ülkelere yatırım teşviki yapan insanlardan korunmasına ihtiyacı olduğunu bildirdi. Türk sermayesini Mısır'a götürmek için hükümet politikası değişikliği olduğuna da işaret eden Narin, "Bu memleketin işsizine iş bulmak varken işçiliği ucuz olan yere kapitali götürüp bu memlekette iş bulamayan, çalışmak isteyen insanın daha fazla ekmeğini bulma güçlülüğünü yaratmak adalet midir?" diye sordu.

Narin, "Marka ekonomi değildir. Bunun peşinde koşarak sektörün kötü olduğu imajını yaratarak bundan ticaret yoluyla istifade eden insanların bulmuş olduğu bir yoldur. (bizde zaten onu demiyormuyuz TURQUALITY OLMAYAN TUKAKAMI)

Sayın bakanımız arkadaşlarıyla Turquality'i buldu. Herkes 'Made in China, Made in Italy' der. Sonra da altına başka bir şey koyar. Turquality'i 7 milyar insana nasıl anlatacaksınız. 7 milyar insanın Turquality'i anlaması için önce made in Turkey'i öğrenmesi lazım" diye konuştu. İHKİB Başkanı Süleyman Orakçıoğlu ise, "Koltuğu bırakma sözü devam ediyorsa ona göre, devam etmiyorsa ona göre konuşmak istiyorum. İki yıl önce 'koltuğu sana bırakacağım' sözü verdin" derken, Narin ise, "En büyük koltuk tabii benim başkanı olduğum koltuk. Hep orayı hayal ediyor. Müteşebbistir, yakışıklıdır, iyidir ama sanayici olamaz" dedi.

BİR DE TEKSTİL SEKTÖRÜNDE YER ALAN İNSANLARA SORMAK LAZIM BAL TUTAN PARMAĞINI MI YALAR ÇOĞU TEKSTİLCİ İŞSİZKEN BU SİVİL TOPLUM YÖNETİCİLERİNİN İŞLERİ HEP NİYE İYİ FABRİKA ÜSTÜNE FABRİKA YATIRIM ÜSTÜNE YATIRIM YAPARLAR.

PROF. DR. AYDIN AYAYDIN

Bakan Tüzmen'in intikam operasyonu gerçeklerin üstünü örtemez

Gümrükler ve Dış Ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, ülkeye katkı yerine, kendilerine rant sağlamaya yönelik ballı yurtdışı gezileri ile akaryakıt kaçakçılığı yazılarımdan rahatsız olunca, evinin arka bahçesi haline gelen TİM ve birliklerin çatısını teşkil eden İTKİB başkanlarına intikam operasyonu talimatı verdi.
Görevleri ihracatçıların ve tekstilcilerin sorunlarını çözmek ve sektörü korumak olan ve sektörün oyları ile seçilen TİM Başkanı Oğuz Satıcı ve İTKİB Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, Bakan Tüzmen' in intikam talimatına "Emrederseniz efendim" diyerek kardeşimin İTKİB'de üstlendiği görevden alınmasını sağladılar. Tekstilcileri temsil eden İTKİB Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, Tüzmen'e jest yaparak kendince önünü açtı. Çünkü Bakan Tüzmen, Oğuz Satıcı'yı önümüzdeki seçimlerde milletvekili adayı (!) yaptıracak. Ondan boşalan TİM Başkanlığı'na da Bakan Tüzmen'in talimatları ile Orakçıoğlu seçilecek. TİM Başkanı Oğuz Satıcı ise TİM'i ve hükümetin temsilcisi Bakan Tüzmen'i kullanarak Mısır'da şirketine almayı başardığı 2 milyon metrekarelik araziyi TİM üyelerine satmak için ballı Mısır seyahati düzenliyor ve tutulan özel uçak, beş yıldızlı oteller, dansöz ve diğer gezi masrafları da birliklerin kasasından ödeniyor. Kendisine bu imkânı sağlayan Bakan Tüzmen'in jesti bununla da sınırlı değil. Kendisini önümüzdeki seçimde milletvekili adayı (!) yapacak. Oğuz Satıcı ve Süleyman Orakçıoğlu'nun bunlara karşılık Yalçın Ayaydın'ı İTKİB'deki görevinden almasını çok görmemek lazım.

Tüzmen neden rahatsız oldu?
Peki Bakan Tüzmen'i bu kadar kızdıracak neler yazmıştım?


- Başbakanlık Teftiş Kurulu Raporu ile akaryakıt kaçakçılığına yardım suçu işleyen Müsteşar Vekili Mehmet Şahin, Gümrükler Genel Müdür Yardımcısı Remzi Akçin ve İzmit Gümrükler Baş Müdürü Şükrü Keleş'i Başbakan Erdoğan'ın soruşturun onayına rağmen, soruşturmadı, aksine onları aklamak için Teftiş Kurulu müfettişleri yerine, akaryakıt kaçakçılığına yardım ettiği iddia edilen Müsteşar'a dosyayı havale etti. Gümrükler Genel Müdür Yardımcısı Remzi Akçin ile İzmit Baş Müdürü Şükrü Keleş' in "kaçakçılığa yardım" suçundan yargılanmasının önünün kesilmesi için genelgelerine aykırı olarak "Yargı takibini durdurun" talimatını verdi.

- Haksız yere önemli meblağlarda para tahsil eden ve Gümrük Vakfı Başkanı Müsteşar Vekili Mehmet Şahin ile İzmit Baş Müdürü Şükrü Keleş' in bu kez kurdukları kooperatif için Başbakan Erdoğan'ın onayı ile verilen soruşturma talimatı yine Bakan Tüzmen' ce yolsuzluk yaptığı iddia edilen Müsteşar Vekili Mehmet Şahin'e havale edilerek askıya alındı.

- Gebze'deki akaryakıt kaçakçılığını soruşturan Başmüfettiş Mehmet Eryılmaz ve Müfettiş Yakup Güneş' in, Müsteşar Vekili Mehmet Şahin' in de bu olayda "Kaçakçılığa yardım suçuna iştirak etmiştir" şeklinde hazırladıkları rapor üzerine bu müfettişler Bakan Tüzmen'ce cezalandırılmıştır.

- Dış Ticaret Müsteşarlığı vasıtasıyla ihracatçılara kontrolsüz verilen Dahilde İşleme belgesi ve ithal edilen malların tekrar yurtdışına çıkışını kontrol ettirmeyerek, birçok kişi ve kuruluşa haksız kazanç sağlayıp, bunları ülkemizde üreten yerli sanayicileri yok etmiştir.

- DTM'de bazı kişi ve kuruluşlara haksız kazanç sağlayan usulsüz işlemler.

- Irak Devlet Petrol Şirketi SOMO ile yapılan petrol ticaretinin kaçakçılığa dönüştüğü, DTM' nin izin verdiği birçok firmanın bu kaçakçılık işinde yer aldığı gümrük müfettişlerince belgelenmesi üzerine, Bakan Tüzmen tarafından Gümrük Teftiş Kurulu Başkanı Erdener Demiral görevinden alındı.

- SOMO ile ilişkiler çerçevesinde haklarında Silopi Cumhuriyet Savcılığı'nca 'akaryakıt kaçakçılığı' soruşturması yürütülen firmalara yeniden DTM'ce belge verildi.

- CIA raporlarında yer alan ve Irak ile ilgili petrol ticaretin kapsamında şu anki hangi Devlet Bakanımızın adının akaryakıt kaçakçılığına karıştığını gündeme getiren yazılar yazmıştım.

İddialarım belgeli
Bu yazılarımın hepsi belgeli ve doğru. Bakan Tüzmen'in aksi iddiaları var ise, bunun doğru olmadığına dair açıklama gönderir. Ayrıca arzu ediyorsa hakkımda hukuki yollara başvurulabilirdi... Bakan Tüzmen ne yapıyor? Ortak dostlarımız vasıtasıyla "Benden talepleri oldu. Onları yapmadım" ve "Kardeşlerinin şirketinin ipini çekerim" diyerek üstü kapalı şantaj haberi gönderiyor.
Bakan Tüzmen şunu bilmelidir: Ben görevimi yaparken aile bireylerim dahil hiç kimsenin telkin ve tavsiyesiyle yazı yazmam ve işime karıştırmam. Aile bireylerime baskı yapılarak, bildiğim ve belgelediğim yolsuzlukları kamuoyuna yansıtmamı engelleyeceğini sanıyorsa yanılıyor. Hiçbir tehdide boyun eğmem. Bugüne kadar doğru bildiğim yolda korkmadan gittim, gitmeye de devam edeceğim.
Bakan Tüzmen ve sacayaklarının hesap vereceği gün yakın olsa gerek.

YUKARIDAKİ YAZI SAYIN PROF.DR. AYDIN AYAYDIN'IN SABAH GAZETESİNDEKİ YAZISINDAN ALINMIŞTIR.

İhracatın patronları tekstili Mısır'a taşıyor

Dış ticaretten sorumlu Bakan Kürşad Tüzmen, TİM Başkanı Oğuz Satıcı ile Mısır’a gitti. Gezinin amacı Türk ihraç malının tanıtımı değil, Türk tekstil firmalarının Mısır’a taşınmasını hedefliyordu! Mısırlı yetkililerin Türk heyetini gezdirdiği serbest bölge ise TİM Başkanı’nın şirketinin sahip olduğu yerdi!.

Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen yanına ihracatın patronu TİM Başkanı Oğuz Satıcı'yı da alarak Mısır turuna çıktı . Sakın yanlış anlamayın Bakan Tüzmen ve ihracatın patronunun Mısır gezisi turistik bir gezi değildi. Ancak bu gezi bugüne kadar alışkın olduğumuz Türk ihraç malının dışarıya tanıtım gezisi de değildi. Aksine Türkiye'de istihdam sağlayan tekstil fabrikaları ve atölyelerin Mısır'a taşınmasını hedefleyen bir geziydi.
Bakan Tüzmen'in yurtdışı gezilerini ihracatçı birlikleri finanse eder. Bu gezi de böyle oldu. Sıra Orta Anadolu İhracatçı birliklerindeydi. THY'den bir özel uçak kiralandı . Bakan Tüzmen, TİM Başkanı Oğuz Satıcı ve İTKİB Başkanı Süleyman Orakçıoğlu'nun yanında bürokratlar ve gazetecilerle birlikte, Mısır'da yatırım olanaklarını görmek isteyen 170 işadamı uçağa atlayıp, üç gün üç gece sürecek Mısır gezisine çıktılar. İşadamlarının masrafları kendilerine fatura edildi. Bakan ve Satıcı ile misafirlerin masrafları sırası gelen Orta Anadolu İhracatçı birliklerinden alındı.
Diyebilirsiniz ne var bunda? Anlatayım bunda ne olduğunu. Görevi ülkedeki istihdamı artırmak ve Türk işçisinin ürettiği malın yurtdışına pazarlamasını sağlamak olan Bakan Tüzmen ile ihracatın patronu Oğuz Satıcı, Türkiye'den Mısır'a fabrikasını taşımak isteyen tekstilcilere Mısır'da fabrika yeri bulmayı hedefleyen bir geziye dönüşmüştü. Bakan Tüzmen bilerek mi, bilmeyerek mi bu tuzağa düştüğünden tam emin değilim. Mısır Ticaret Bakanı Muhamet Raşid 2.5 yıl öncesine kadar Unilever Avrupa CEO'suydu. Bakan Tüzmen'in meslektaşı ve büyük annesi Türk olan Muhamet Raşid, ülkesindeki istihdamı artırmak için Türk tekstil fabrikalarını Mısır'a getirmek istiyor . Gelenlere diyor ki "Dilediğiniz yerden buyurun bedava arazi, etrafını çevirin burayı serbest bölge ilan edeyim. Sıfır vergi, ucuz enerji, ucuz doğalgaz ve işçi başına ücret dahil 100 dolar maliyet."
Türkiye'de hükümet ne yapıyor? Onlarca ili kâğıt üzerinde teşvikli il kapsamına alıyor. Enerji pahalı, işçi pahalı, SSK primi fazla, kişi başına işverene bir işçinin maliyeti 700 dolar. İşveren yaşam mücadelesi vererek çıkış yolu arıyor. Bir tarafta 100 dolar maliyetli Mısır'da işçi, üstelik bedava arazi, öte yandan 700 dolar maliyetli Türk işçisi.
Bakan Tüzmen ve ihracatın patronu Oğuz Satıcı ne yapıyor? Topluyor işçi maliyetinden bıkan tekstilciyi götürüyor Bakan Raşid'in ülkesi Mısır'a.

Pazarlanan serbest bölge kimin?

Bakan Tüzmen başkanlığındaki heyet, 6 Ekim kentinde faaliyete geçmeye hazırlanan 2 milyon metrekarelik serbest bölgeye gidip, buranın pazarlanmasına katkı sağlıyor. Bu katkı ne demek biliyormusunuz? Türkiye'de yüzlerce, hatta binlerce işçi çalıştıran fabrikalar, fabrikalarının kapısına kilit vuracak veya yatırım programlarındaki büyümeyi hedefleyen ek tesislerini Mısır'daki bu serbest bölgeye taşıyacak.
Peki kimindir bu 2 milyon metrekarelik serbest bölge ? Sıkı durun... Heyette yer alan işadamları ve gazeteci dostlarımın bana anlattıkları bu serbest bölge Polaris şirketine ait. Polaris'in en büyük ortağı da Türk ihracatının patronu Oğuz Satıcı . Satıcı'yı anlıyorum. Şirketinin malı olan serbest bölgeden yer satmaya çalışıyor. Belki bunu da normal karşılayabilirsiniz. Sonuçta Oğuz Satıcı bir işadamı. O zaman ben de derim ki, üzerinde taşıdığı unvan TİM Başkanı. O koltukta oturduğu sürece, o koltuğun imkânları ile ortağı olduğu şirketin malını pazarlaması etik değil. Kaldı ki pazarladığı kişiler Başkanı olduğu TİM'in üyeleri. Peki öte yandan Bakan Tüzmen neyi pazarlıyor? Onu anlamakta güçlük çekiyorum

Başbakan'ın bilgisi var mı?
Bakan Tüzmen ve Türk ihracatının patronunun hakkını yemek istemiyorum . Hazır Mısır'a gitmişken orada faaliyette bulunan
L.C.Wakiki ile Dinçkök'lere ait Aksa Akrilik fabrikası ile birlikte birkaç Türk fabrikası ile bazı Türk markalarını da ziyaret ediyorlar. Şimdi Bakan Tüzmen ve TİM Başkanı Oğuz Satıcı çıkıp da biz bu tesisleri yerinde görmek için gittik demesin. Bu inandırıcı olmaz. Çünkü 170 işadamı cebinden para verip de Mısır'a Türk işadamlarının tesislerini görmek için gitmez. Kaldı ki, giden işadamlarından görüştüklerim, Satıcı'nın Polaris şirketine ait serbest bölgeyi görmek için gittiklerini, şirketin de bu işadamlarına buranın nasıl avantajlı olduğunu ballandıra ballandıra anlattıklarını aktardı.
Başbakan Erdoğan, işadamlarına teşvik kapsamındaki illere yatırım çağrısı yaparken, hükümetin bir üyesi ile ihracatın patronunun iş adamlarını Mısır'a yönlendirme yapması ne sonuç doğuracak, bekleyip göreceğiz.

İhracattan sorumlu Bakan'ın Mısır gezisinin arkasından, ihracatı artırmak değil, Türk tekstil fabrikalarını bu ülkeye taşıtmak çıktı.

Serbest bölge pazarlanıyor
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen yanına Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Oğuz Satıcı'yı da alarak Mısır'a gitti. Herkes, bunu Türkiye'nin ihracatını daha da artıracak bir gezi diye düşünüyordu. Ancak işin aslı sonra çıktı. Bakan Kürşad Tüzmen işçi maliyetinden bıkan tekstilcileri toplayıp Mısır'a götürmüştü.

Kendi arsasına iş bulma
Amaç Mısır'daki 2 milyon metrekarelik serbest bölgeyi Türk ihracatçılara pazarlamaktı. Üstelik bu alan, gezide Bakan'a eşlik eden TİM Başkanı Oğuz Satıcı'nın Polaris şirketine aitti. Yani Oğuz Satıcı da, ihracatçıdan çok kendi arsasına iş bulma derdindeydi.

YUKARIDAKİ YAZI SAYIN PROF.DR. AYDIN AYAYDIN'IN SABAH GAZETESİNDEKİ YAZISINDAN ALINMIŞTIR

Yüzücü bakan yüzyılın yazarlarını arıyor

Vücut şovu ile sık sık gündeme gelen ünlü yüzücü Bakan Kürşad Tüzmen, bu kez Kaddafi'nin ülkesi Libya'dan '21.yüzyıl yazarlarıyla' muhatap olmak istediği mesajını vermiş. Yüzücü Bakan Tüzmen, bu mesajı TİM'in parası ile gazetelere üst üste adının karıştığı skandallarla bozulan imajını düzeltme adına verilen ilan ve içeriğini eleştirdiğim yazılarım üzerine yapmış. Bakan Tüzmen, ne zaman sıkışırsa hemen kendince dahiyane bir tek cümle kurarak işin içinden sıyrılmaya çalışır. Ancak bu kez sıyrılması pek kolay olmayacak, çünkü suçüstü yakalanmıştır. Vücut şovu yaparken göbeğini saklayabilir, ancak bu kez yaptıklarını saklayamayacak.
Kamuoyunun gündemine getirdiğim TİM, ilanında diyor ki "Son dört yıl içinde ihracat artışı yüzde 137." Ben de cevap verdim, hayır özellikle vurgulamaya çalışılan ve adı geçen ilanlarda 'milad' olarak kabul edilen AK Parti iktidarının 20032006 dönemini kapsayan ihracat artışı yüzde 80'dir. Şimdi insanların kafası iyice karıştı. Peki TİM'in, Bakan Tüzmen'in neden olduğu skandallarla Başbakan Erdoğan nezdinde kaybettiği imajı düzeltmek için gazetelere tam sayfa verdiği ilanlarda ön plana çıkarmaya çalıştığı 4 yıllık ihracat artışı gerçekten ne kadar?
TİM, ilanda 'dört yıllık dönemde' ibaresini bilerek kullanıyor ve artışı yüzde 137 olarak sunuyor. Peki neden 5 yıl veya 10 yıl değil de 4 yıl. Üstelik hangi döneme göre bu artış? Cevap yok. İçine sinmiyor ki ilanında '2002 yılına göre bu dönemdeki artış' desin. Ne yazık ki Bakan Tüzmen'in görmezlikten geldiği 2002 yılının ihracatı da kendisinin Dış Tücaret Müsteşarlığı dönemine ait. TİM, AK Parti iktidarının başlangıcını kendince 2003 yılını milad kabul ederek hesap yapıyor. O zaman ben de o hesabı şu şekilde yaparım. Artış oranını belirleyen endeks hesaplamasında temel yıl (2003=100) baz alınarak ihracat rakamını 47.8 olarak alır, dört yıllık iktidar dönemimin 2006 sonu rakamını da incelenecek dönem olarak 86.0 milyar dolar olarak alır ve bu dönem ihracat artış oranını yüzde 80 olarak bulurum. Yok eğer ilanda görmezlikten gelinen 37 milyar dolarlık 2002 yılı ihracat tutarı hesaba katılarak '2002 yılına göre, son dört yıldaki ihracat artış oranı' yazılsaydı, onların bulduğu yüzde 137 oranını doğru olur ve şu şekilde hesaplanırdı. 2002 yılı temel yıl (2002=100) baz kabul edip 37 milyar doları esas alınır, incelenecek dönem olarak da 86.0 milyarla oranlayıp yüzde 137 artış oranını bulunurdu.
Eleştirilen ikinci nokta;
TİM, Web sayfasında da belirttiği gibi, ihracatçıların özel sektör üst kuruluşudur. Yani kamu kurumu değildir . Bakan Tüzmen ve Oğuz Satıcı biraderler Eğer TİM'in kamu kurumu olduğunu iddia ediyor ise, o zaman Başbakanlık tasarruf genelgesi, kamu ihale kanunu ve yurt dışına çıkışta Başbakanlıktan izin alması gerekir.Dolayısıyla bu kaynaklardan Oğuz Satıcı'nın Polaris şirketine ait Mısır'daki arsa pazarlaması için kullanılmazdı. TİM kamu kurumu değildir. Dolayısıyla ihracatçılar adına teşekkür ilanı verilecekse, altına ilanı veren kişiler arasında Başbakan ve Devlet Bakanı isimini yazılması doğru değildir. Başbakan ile Bakanın kuşkusuz ihracatçılara katkısı olduğu için, teşekkür eden değil, teşekkür edilen olması gerekirdi. Kaldı ki, Başbakan Erdoğan'ın ilanda adının yazılmasını istemiş olabileceğini asla düşünmüyorum. Olsa olsa TİM Başkanı Oğuz Satıcı'nın, Bakan Tüzmen'in bakanlığı bünyesindeki kimi kurumlarda üst üste yaşanan skandallar ile sarsılan prestijinin yeniden sağlanması için Başbakan Erdoğan'ın adını bilgisi dışında kullanılmıştır.
Eleştirilen üçüncü nokta; Peki nerede ithalat rakamları?
İlanda bahsettiğiniz yüzde 137 lik ihracat artışı ile aynı dönemde, ithalat artışı yüzde 160 olmuştur. Yani ithalat, ihracattan daha fazla artmıştır. Kaldı ki, ihracatın tamamı da ülkemizde üretilmemiş, yarısından fazlası ithalata dayalı ihracattır. Serbest bölgeye gelen transit malların bu meblağ içinde sayılmasını da hariç tutuyorum. Bu düşüncelerimi kamuoyu ile paylaştım. Oğuz Satıcı'ya e-posta aracılığı ile de bir takım sorular yönelttim. TİM Başkanı Satıcı'nın cevabı olduğu takdirde, kelimesi kelimesine köşemde yer vereceğimin bilinmesini isterim.

YUKARIDAKİ YAZI SAYIN PROF.DR. AYDIN AYAYDIN'IN SABAH GAZETESİNDEKİ YAZISINDAN ALINMIŞTIR.